Yirmi sekiz yaşındayım. Üniversitedeyken bana 'sen geç anne olursun, AMH'n yüksektir, içine atma' diyen bir hocamla nasıl gülüştüğümüzü hatırlıyorum. Yıllar geçti. Üç yıllık evliyiz, iki yıldır çocuk istiyoruz. Hâlâ yok. Doktor AMH dediğinde 'ben yüksek çıkarım' diye gülümsemiştim. Sonuç 7,1 geldi. Doktorum gülümsemedi.
'Yüksek AMH iyi bir şey midir?' diye sordum. 'Bizim için yumurtalık rezervi açısından evet, ama bağlamı önemli. Sizinki PCOS bağlamında bir bolluk' dedi. PCOS! Kelime ilk kez kulaklarımda bir tanı gibi yankılandı. Düzensiz adetler, hafif kıllanma, kilo alma eğilimim... Hepsi bir araya geldi. Ben PCOS'ydum, sadece kimse bana resmi olarak söylememişti. Bunu kabul etmek bir hafta sürdü. Annemin tiroid sorunu vardı, teyzemin ileri yaşta gelen diyabeti vardı; bizim ailede metabolik bir kalıp olabileceğini araştırmaya başladım. Endokrinolog konsültasyonu aldım, insülin direncim yüksek çıktı. Metformin başlandı.
Tüp bebeğe başlama kararı aldık. Doktorum daha en başta uyardı: 'Sende OHSS riski var, bu yüzden antagonist protokol uygulayacağız, dozları yavaş yavaş artıracağız, ihtiyaç olursa freeze-all yapacağız.' Anlamadım hiçbirini. Ama not aldım, eve geldim, tek tek araştırdım. OHSS, yani ovaryan hiperstimülasyon sendromu, PCOS hastalarında daha sık görülen, yumurtalıkların aşırı tepki vermesi durumu. Antagonist protokol, doz kontrolünün daha kolay olduğu bir yöntem. Freeze-all, transferi hemen yapmadan tüm embriyoları dondurma stratejisi. Bütün bu kavramları öğrendiğim haftalar, hayatımın en yoğun okuma zamanlarından biriydi.
Stimülasyona başladığımda ilaç dozum çok düşüktü, neredeyse 'azmış gibi' geliyordu. Yedinci günde kontrolde 22 folikülüm vardı. Doktorun yüzü bir an gerildi. 'Bu çok güzel ama riskli. Tetikleyiciyi farklı yapacağız.' GnRH agonisti tetik kullandık, hCG değil. Bu seçim, OHSS riskini önemli ölçüde azaltıyor, çünkü hCG'nin uzun yarılanma süresi yumurtalıkları aşırı uyarıyor. Yumurta toplamadan sonraki üç gün, karnım iyice şişti, nefes alamayacakmışım gibi geldi. Hastaneye iki kez kontrol gittim. Sıvı toplanmamıştı ama yakın takip gerekiyordu.
Doktor freeze-all kararı verdi. O sikluste transfer yapmadık, tüm embriyolarımızı dondurduk. İlk başta hayal kırıklığı yaşadım. 'Bu kadar uğraştık, neden hemen anne olmuyorum?' Ama bedenim beni dinledi: bir hafta içinde şişlik geçti, üç hafta sonra adet oldum. Doktorum bana 'bedenin bir hafta dinlenince kazanacağı şey, hemen transfer yapsaydık üç ay düşürebileceğin şeydi' dedi. Sabır, tıbbın sözlüğünde nadir bir kelime ama önemli bir tedavi yöntemi.
İki ay sonra, doğal sikluste hazırlanan rahmime ilk transferimiz oldu. Pozitif. Şu an 16. haftadayım. Bebek sağlıklı.
Yüksek AMH benim için ilk başta sahte bir gurur kaynağıydı. Sonra fark ettim ki bolluk her zaman armağan değil. Kalitesini ölçemediğin bir bolluk, yönetilmediğinde tehlikeye dönüşebiliyor. Bana bu süreci ezberletmek yerine düşündüren doktoruma minnettarım. Bir de PCOS'lu olup AMH'sı yüksek çıkan kadınlara: rakamların gölgesinde olmayın. Doktorunuzla bu rakamı 'birlikte okuyun', size verilen sayı sizinle ilgili tek bir cümleyi anlatır, bütün hikâyeyi değil. PCOS'lu olmak, bir 'bozuk üreme' değil, 'farklı işleyen bir üreme'. Bu kabulü içselleştirdiğim gün, bedenime ilk kez kızgınlık yerine merak ile baktım.