Yazılım geliştiricisiyim, otuz dört yaşındayım. 2020'den beri tamamen uzaktan çalışıyorum. Evimi sevdim, ofise dönmek istemiyorum, ekibim dünyanın dört bir yanında. Ama tüp bebek tedavisine başladığımda, evden çalışmanın gizli yan etkisini fark ettim: yalnızlık.
Eşim de evden çalışıyor ama o da seyahat eden bir uluslararası danışman. Tedaviye girdiğimiz ilk üç hafta, eşim Almanya'daydı. Stimülasyon iğnelerimin yarısını kendi başıma yaptım. Folikül kontrolüne kendim gidip kendim döndüm. Eşim akşam Skype'tan bağlanıp 'nasıldı bugün?' diye soruyordu, ben 'iyi' diyordum çünkü detayları anlatmak yorucuydu.
Uzaktan çalışmanın en zor yanı, kimseyle yüz yüze karşılaşmamamdı. Ofiste olsam, mola odasında biri 'bugün suratın asık' derdi, ya da öğle yemeğinde sırlar dökülürdü. Ben ise her gün dokuza ekrana bağlanıyor, beşte ekranı kapatıyordum. Hiç kimse benim hormon dalgalarımı, iğne yan etkilerini, beta sabahlarındaki kâbuslarımı görmüyordu.
Kardeşim İstanbul'da yaşıyor, annem köyde. En yakın arkadaşım Ankara'daydı. Onlara telefonla bahsetmiştim ama detayları paylaşmıyordum, çünkü 'çağırırlarsa ben gidemem, onlar buraya gelemez' diye kafamda hesaplıyordum. Bunun adı yalnızlıktı, ama ben buna 'bağımsızlık' diyordum.
Üçüncü haftada, eşim Türkiye'ye döndü. Yumurta toplama günü beraberdik. O sabah, eşim ben anestezi sonrası uyanırken yanımdaydı. Uyandığımda, ağladım. 'Üç haftadır kimsenin elini tutmadım' dedim. Eşim de ağladı.
O yumurta toplamadan sonra, kararı aldık: tedavi süresince ev koşullarımızı değiştireceğiz. Kız kardeşim iki haftalığına bize taşındı. Annem köyden gelip yedi gün kaldı. Eşim seyahatlerini erteleyecek şekilde işveren ile konuştu. Transfer haftası ve sonrası hep birlikte olduk.
Freeze-all sonrası ikinci sikluste transferimiz pozitif geldi. Bebek şimdi sekiz aylık.
Evden çalışan ve tedaviye girecek olan kadınlara söylemek istediğim şey şu: yalnızlık, tüp bebek sürecinde sessizce büyüyen bir hastalık olabiliyor. Kimsenin sizi görmediği, ev sizin için sığınak değil hapishane gibi geldiği bir noktaya gelirseniz, durup düşünün. Çevre kurmak, profesyonel destek almaktan başlamak, online tüp bebek destek gruplarına dahil olmak, küçük adımlar ama büyük etkileri var.
Bugün hâlâ evden çalışıyorum. Ama her hafta en az iki kez yüz yüze biriyle buluşuyorum. Bedenim bu sürede ne taşıdıysa, ben onu görmek isteyen birinin yanında durmayı seçtim.
Uzaktan çalışıp tüp bebek tedavisine girecek kadınlar için somut öneriler: birincisi, evinize sürekli olarak başkalarını davet edin, en azından haftada iki kez biri sizinle yemek yesin. İkincisi, online tüp bebek destek gruplarına dahil olun; benim katıldığım bir Facebook grubunda her gün biri 'bugün iğnem ağrılı geçti' diye yazıyordu, o cümleyi okumak bile yalnızlığı kırıyordu. Üçüncüsü, doktorunuzun klinik psikoloğundan randevu isteyin, çünkü bu süreçte profesyonel destek almak utanılacak değil, akıllıca bir yatırım. Dördüncüsü, eşinizle birlikteyseniz ve eşiniz de uzaktan çalışıyorsa, mutlaka birlikte 'tedaviye odaklanma haftaları' belirleyin, en azından stimülasyonun son haftası ve transfer sonrası iki hafta. Beşincisi, kendinize küçük günlük ritueller koyun: sabah kahvesini balkonda içmek, akşam bir yürüyüş, gece kitap okumak. Bu küçük ritueller, evden çalışmanın 'sınırsız' yapısını insanileştirir.