İçeriğe atla
Kıbrıs Tüp Bebek Rehberi

Kurgusal içerik: Bu hikaye genel bir örnektir ve gerçek kişi veya olaya atıf yapmamaktadır. Bilgi amaçlıdır.

S.

Kurgusal Deneyim

İlk Tüp Bebek Denememde Bilmediğim Her Şey

"İlk siklusumda en çok zorlandığım şey iğne ya da kan değildi; bilgisizlikti. Sürecin her adımında yeni bir kavramla tanıştım ve her birini öğrenmek zorunda kaldım."

S.K. 32 yaş
Ankara
İlk siklus öncesi bilgi eksikliği ve öğrenme süreci

İlk tüp bebek denememe başladığımda kendimi yeterince hazırlıklı sandığımı itiraf etmeliyim. İnternette birkaç forum okumuş, bir iki YouTube videosu izlemiştim. Doktor randevusuna eşimle birlikte gittik, kafamda sorular bir kalem listesindeydi ama o gün doktorun ağzından çıkan kelimelerin yarısını anlamadım. AMH değeri, antral folikül sayısı, antagonist protokol, trigger, OPU... Klinikten çıktığımızda eşim bana, 'Sen anladın mı?' diye sordu. Gülerek 'Evet' dedim, ama eve gelince Google'da tek tek aramaya başladım.

İlk öğrendiğim kavram AMH oldu. Yumurtalık rezervimin ne kadar olduğunu gösteren bir hormon. Benimki 1,8'di. Bunun ne anlama geldiğini bilmiyordum, normal mi düşük mü? Forumlarda 0,5 olanlar görüyordum, bana 1,8 yüksek geldi. Sonra başka bir yerde 30 yaşında 3-5 arasının normal sayıldığını okudum. Yani benimki orta-düşük dilimdeydi. Bunu doktorum bana ilk randevuda söylemişti aslında, ama ben rakamı duyduğumda anlamını çözememiştim.

İkinci öğrendiğim şey iğnelerin türleriydi. Gonal-F, Menopur, Cetrotide, Ovitrelle... Her biri farklı zamanda, farklı yerden ve farklı dozda. İlk iğneyi karnıma yapacağım gece elimde kalemle hap kutusunun üzerine bir tablo çizdim. Saatleri yazdım. Eşime de gösterdim, 'Sen de takip et lütfen, atlamayalım' dedim. Çünkü stimülasyon sırasında bir doz kaçırmanın siklus iptaline yol açabileceğini öğrenmiştim.

Üçüncü hafta ultrasona girdiğimde doktor 'Sekiz folikülün gelişiyor, dokuzuncu yavaş kalmış,' dedi. Folikül kelimesini ilk kez orada gerçekten anladım. Yumurtalıklarımdaki küçük kese benzeri yapıların içinde yumurta olduğunu, hepsinin eşit gelişmediğini öğrendim. O an çok şaşırdım, çünkü her ay bir tane yumurta atladığımı biliyordum ama bir siklusta sekiz tanesinin birden büyütülebileceği bende bambaşka bir merak uyandırdı.

OPU gününe yaklaşırken trigger iğnesi geldi. Bu iğnenin tam 36 saat sonra yumurta toplamaya gireceğimi gösterdiği bana defalarca anlatıldı. Saati dakikası dakikasına. O gece yatağa girerken eşimin koluna 'Saati kaçta yaptık?' diye üç kez sordum. Çünkü erken ya da geç olursa yumurtaların tüpe düşeceğini söylemişlerdi.

Yumurta toplama günü uyandığımda klinikte 'Sekiz oosit aldık, altısı olgun,' dediler. Olgun ve olgun olmayan yumurta diye bir ayrım olduğunu o gün öğrendim. Sonra ICSI mi klasik mi yapacaklarını sordular. ICSI'yi de Google'lamak zorunda kaldım. Tek bir spermin direkt yumurtaya enjekte edilmesi olduğunu öğrendim. Eşimde hafif bir morfoloji sorunu vardı, o yüzden ICSI seçildi.

Sonraki üç gün boyunca laboratuvardan gelen telefonlarla yaşadım. 'Bugün altısı bölündü, dördü iyi gidiyor.' 'Beşinci gün üç tanesi blastosist oldu.' Blastosist kelimesini de o günlerde sözlük gibi öğrendim. Embriyonun beşinci günde belirli bir aşamaya gelmesi gerektiğini, bu aşamaya gelenlerin transferi ya da dondurulmasının daha başarılı olduğunu kavradım.

Transfer günü 'Tek embriyo mu, çift mi?' diye sordular. Bu kararın benim olduğunu sanmıyordum açıkçası. Doktorum tek transferi önerdi, ikiz gebeliğin riskleri olduğunu, yaşımın da genç olduğunu söyledi. Kabul ettim. İki blastosistim donduruldu, biri transfer edildi.

Bekleme süreci, yani 2WW dedikleri iki haftalık bekleme... Bu dönemin ne kadar uzun olduğunu kelimelerle anlatamam. Her gün vücudumda bir iz arıyordum. Memelerim gerildi mi, mide bulantım var mı, alt karnımda hafif sızı var mı? On birinci gün dayanamayıp evde gebelik testi yaptım, beyaz çıktı. Yıkıldım. Ama on dördüncü gün beta hCG sonucunda 142 yazıyordu. O an anladım ki erken testlerin ne kadar yanıltıcı olabileceğini de bilmiyormuşum.

İlk siklusumun bana öğrettiği en büyük şey şu oldu: Tüp bebek bir lotaryeden çok bir öğrenme yolculuğu. Her aşamasında yeni bir terim, yeni bir karar, yeni bir ihtimal var. İkinci siklusa giren biri olsa şunu söylerdim: Soru sormaktan utanma, kliniğin sekreterine bile sor. Çünkü bilmediğin her şeyin altında aslında öğrenebileceğin bir bilgi yatıyor.

Kişisel deneyim

Bu yazı hasta deneyimidir; tedavi süreçleri, başarı oranları ve protokoller kişiden kişiye farklılık gösterir. Kişisel değerlendirme için bir sağlık uzmanına danışın.

Sorunuz mu var?

Siz de kendi durumunuzu sorun.

Editöryal kurul, kişisel sorularınızı 12 saat içinde ücretsiz yanıtlar.

Formu aç

GynoLife IVF International

Şimdi çevrimiçi

GynoLife IVF International

Merhaba! 👋 Tüp bebek süreci, maliyet ve tedavi seçenekleri hakkında sorularınızı hemen yanıtlayabiliriz.

şimdi ✓✓
Sohbete başla

Partner klinik · KVKK kapsamında yalnızca talebiniz için kullanılır