Otuz bir yaşımdayım, evlenmiş ama henüz çocuk planlamamıştım. Şubat sonunda muayene sırasında doktor sağ memede kitle saptadı. Mart ortasında biyopsi sonucu geldi: HER2 pozitif invaziv duktal karsinom. Bir hafta içinde onkolog konsültasyonu, ameliyat planlandı. Ameliyattan dört hafta sonra kemoterapiye başlanacaktı.
Onkologum, ilk konuşmamızda 'kemoterapi yumurtalarınıza zarar verebilir, eğer çocuk istiyorsanız öncesinde fertilite koruma yöntemi uygulayabilirsiniz' dedi. Önümde yaklaşık on günlük bir pencere vardı. Onkofertilite uzmanına aynı gün yönlendirildim.
Eşim ve ben şok haldeydik. Bir hafta içinde bir kanser tanısı, bir cerrahi planı, bir kemoterapi takvimi, ve fertilite kararı. Onkofertilite uzmanı bizi sakinleştirdi, 'bunu hızla yapabiliyoruz, random start protokolüyle siklusun her gününde başlayabiliyoruz' dedi. Bu, ben bilmediğim bir kavramdı; klasikte siklusun ikinci-üçüncü günü başlanıyordu, ama onkofertilitede beklenecek zaman olmadığı için herhangi bir günde başlanabiliyor.
O gün stimülasyona başladım. Yumurtalarımı korumak için aromataz inhibitörü (letrozol) ile birlikte protokol uygulandı, çünkü östrojen düzeyimi düşük tutmamız gerekiyordu (HER2 pozitif olduğum için). On bir günde stimülasyon tamamlandı. Yumurta toplamada dokuz yumurta alındı, sekizi olgundu. Eşimle birlikte karar vermiştik: hem yumurta dondurma hem de embriyo dondurma yapacaktık. Embriyolar ileride hukuki olarak daha güvenli, ama tek başıma kararla yumurtaya da güvende olacaktım. Sekiz yumurtanın dördü olgun olarak donduruldu, dördü eşimin spermiyle döllendi, üçü blastokiste ulaştı, dondurduk.
İki gün sonra kemoterapim başladı. Sekiz kür kemoterapi, ardından radyoterapi, ardından bir yıllık herseptin tedavisi. Bütün süreç bir buçuk yıl sürdü. Bu sırada saçlarım döküldü, ağırlık kaybettim, halsizlikler yaşadım. Ama bilgi dağarcığımdaki o donmuş yumurtalar ve embriyolar, beni dimdik tutan bir tutamaktı.
Tedavim bitti, son kontrolüm temiz çıktı. Onkologum, bir buçuk yıl daha gebelik beklememi önerdi (HER2 + olduğum için). O bir buçuk yıl da geçti. Şu an 33 yaşındayım, transfer planlamaktayız. Önce dondurulmuş bir embriyoyu transfer edeceğiz, eğer olmazsa diğerleri var, eğer onlar da olmazsa donmuş yumurtaları çözüp yeni embriyo oluşturacağız.
Onkofertilite, kanser tanısı ile çocuk istemi arasında bir köprü. Genç onkoloji hastalarına söylemek istediğim şey: tanı aldığınız andan itibaren onkofertilite hakkında konuşma hakkınız var. Onkologunuzun ya da kadın doğum hocanızın bunu unutması, sizin susmanızı gerektirmiyor. Sorun, isteyin, yönlendirilmeyi talep edin. Çünkü kanser sizi kendinize getirirken, fertiliteyi korumak gelecekte annelik isteyebileceğiniz olasılığa kapıyı açık bırakıyor. Ben o kapıyı açık bırakabildim. Önümüzdeki aylarda, o kapıdan geçeceğimi umuyorum.
Genç onkoloji hastalarına ek pratik notlar: birincisi, fertilite koruma seçeneği olarak yumurta dondurma, embriyo dondurma ve yumurtalık dokusu dondurma seçenekleri var; sizin tıbbi durumunuza ve evlilik durumunuza göre seçeneklerin değişebileceğini bilmek önemli. İkincisi, kanser tipinize göre fertilite koruma protokolünüzün farklı olabileceğini unutmayın; östrojen sensitif kanserlerde aromataz inhibitörü ile birlikte stimülasyon uygulanır, bu süreç güvenlidir. Üçüncüsü, fertilite korumanın kemoterapinin başlamasını birkaç hafta erteleyeceğini ve bu ertelemenin onkoloğunuz tarafından kabul edilebilir olması gerektiğini netleştirin. Dördüncüsü, mali boyutu hesaplayın; bazı sigortalar onkofertilite kapsamına almayı kabul ediyor, başvurmaktan çekinmeyin. Beşincisi, eşinizle veya yakın bir aile üyesiyle bu süreçte birlikte hareket edin; tek başınıza karar verecek olsanız bile, yanınızda biri bulunması, kararın yükünü hafifletir. Hayatım, kanser tanısının ardından bana bir tutamak verdi: o donmuş yumurtalar ve embriyolar, sadece tıbbi bir veri değil, bir gelecek umuduydu.