Yirmi yedi yaşımdayım. Birkaç yıl önce, üniversiteden bir arkadaşım, otuz beş yaşındaki ablasının yumurta bağışına ihtiyacı olduğunu söyledi. Ben sağlıklı, gençtim, ve insanlığa katkıda bulunmak istedim. KKTC'de bir merkezde, donör programına başvurdum. Tarama testleri yapıldı: AMH, FSH, genel sağlık, infeksiyöz testler.
Sonuçlar tamamen sağlıklıydı, ama bir not vardı: 'Ailede genç yaş erken menopoz öyküsü' bölümünde annemin 38 yaşında menopoza girdiğini yazdım. Doktor, beni özel olarak çağırdı. 'Sen kendi yumurtana göz atmadın mı henüz?' diye sordu. Ben evli değildim, planım çok ileride çocuk yapmaktı. Doktor, 'genç bir donör adayı olarak, kendi yumurtalarını da düşünmen sağlıklı olabilir' dedi.
O konuşma, beni sarstı. Eve döndüm, anneme sordum, teyzelerime sordum. Bir teyzem 39'da menopoza girmişti. Ailemde erken yumurta yetmezliği gizli bir kalıptı.
Doktorla tekrar görüştüm. Donör olarak gitmeye devam etmek istiyordum, ama aynı zamanda kendi yumurtalarımdan da, ileride kullanmak üzere bir miktar dondurmak istiyordum. Bu teklif kabul edildi: aynı stimülasyon siklusunda, yumurta toplama sonrası, hem alıcı çiftin embriyosu için yumurta bağışlanacak hem de bana 'sosyal' yumurta dondurma yapılacaktı. Tabii bu seçim klinik prosedürlerine ve hukuki çerçevelere uygun oldu, her şey yazılı onam ile düzenlendi.
Stimülasyon başladı. On beş yumurta toplandı. On tanesi olgun. Beşi alıcı çifte aktarıldı, beş tanesi bana, ileride kullanmak üzere dondurulmak için kaldı (klinik politikası ve hukuki düzenleme çerçevesinde). Alıcı çift, sonradan öğrendim, gebe kaldı, sağlıklı bir bebekleri oldu.
Benim beş donmuş yumurtam, hâlâ saklı. Şu an 27'yim, evlenecek bir partnerim yok henüz. Belki otuzlu yaşlarımın ortasına kadar partner bulurum, doğal gebelik denerim. Bulamazsam, ya da bedenim erken menopoz patikasına girerse, donmuş yumurtalarım bir B planı.
Bu süreç bana iki şey öğretti. Birincisi, başka birine yardım etmeye karar verirken, kendi bedenimle ilgili soruları da sormak gerekiyor; yani başkasının ihtiyacı kendi ihtiyacımızı görünmez kılmamalı. İkincisi, aile öyküsü çok değerli; annenizin, teyzenizin menopoz yaşı, sizin için potansiyel bir gösterge. Sormaktan çekinmeyin.
Bugün hayatımın çok başında olduğumu hissediyorum. Anne olabilir miyim, ne zaman, kimle, bilmiyorum. Ama 27 yaşında bedenimle ilgili bir karar aldım: ona sahip çıkıyorum, ondan ne istediğimi soruyorum. Donör olarak başlayan yolculuğum, beni kendime götürdü. Bu sürpriz, benim için en büyük armağan oldu.
Genç kadınlara, fertilite konusunda erken farkındalık için birkaç önerim var. Yirmili yaşların başında bir kadın doğum hocasıyla düzenli kontrole gitmek, AMH ve adet düzenliliği değerlerini izlemek, aile öyküsündeki erken menopoz, endometriozis, miyom gibi durumları sormak, küçük adımlar ama büyük bilgi sağlıyor. Yumurta dondurma sosyal nedenlerle yapıldığında çoğu zaman pahalı bir seçim olarak görülür, ancak ileride 'çok geç kaldım' demektense küçük bir ön yatırım yapmak akılcı bir karar olabilir. Yine de bu tıbbi bir karar; doktorunuzla rezervinizi, sağlığınızı ve hayat planınızı konuşarak vermeniz gerekir. Donörlük konusu da ayrı bir derinlik; eğer donör olmayı düşünüyorsanız, hem fiziksel hem de psikolojik değerlendirmeden geçeceğinizi, hukuki çerçeveyi okumanız gerektiğini unutmayın. Başkasına yardım etmek değerli bir karar, ama önce kendi bedeninizi tanımak temel.